Anasayfa

Etkili Ödevin Anahtarı Nedir?

Ödev hakkında yayınlanan çok sayıda makale ve araştırmaya dayanarak “ödev savaşlarının” – ne kadar? ne sıklıkta? – öğretmenler ve ebeveynler arasında hala bir numaralı konu olmaya devam ettiğini söyleyebiliriz. Bazı öğretmenler ödev vermekten nefret ediyor; bazıları ise ödevi hayati bir gereklilik olarak görüyor. Ancak yeni bir araştırmanın dediği gibi esas soru ne kadar ödev değil, öğretmenlerin verdiği ödevin gerçekten öğrenmeyi geliştirip geliştirmediği.

Bu yeni araştırmaya göre fen bilimleri, İngilizce ve tarihle ilgili ödevlerin, öğrencilerin sınav notlarında “çok az” ya da “neredeyse hiç” etkisi bulunmuyor. Çocukların sınıftaki öğrenmelerini zenginleştirmek, ödevi daha kısa ya da daha uzun yapmayı değil, daha “zekice” yapmayı gerektiriyor. Araştırmacılar sadece matematik konusunda pozitif bir etkiden bahsediyorlar.

Çeşitli ödev yöntemlerinden bahsedebiliriz: Örneğin bilginin sunulması ve zaman içinde aralıklarla tekrar edilmesi; değerlendirme için değil öğrenilen bilgiyi güçlendirmek için test etme ya da öğrenilenlerin akılda kalmasını sağlamak için “ilgi çekici” zorlukları kullanma gibi. Yani kısacası ödevi sıradan bir “oyalama çalışması” olmanın ötesine taşıyıp gerçek öğrenmeyi geliştiren yöntemler.

Ancak tüm bu yöntemlerin işe yarayabilmesi için öğrencilerin ilk etapta ödevlerini yapma konusunda motive edilmesi gerekiyor. Yazar ve konuşmacı Kathleen Cushman şöyle bir örnek veriyor: “Düşünün ki öyle ilginç ve insanı içine alan bir proje yaratıyorsunuz ki, öğrenciler teneffüs zili çalsa bile doğal bir şekilde çalışmaya devam etmek istiyorlar.” Cushman, Fires in the Mind/Zihindeki Yangınlar isimli kitabının “Aslında Yapmak İstediğimiz Ödev” bölümünde, röportaj yaptığı ortaokul ve lise öğrencilerinin en çok motive oldukları ödev örneklerinden birini şöyle anlatıyor:

“Christina ve Nicholas, dünya tarihi dersinde Fransız Devrimi ile ilgili üniteyi çok iyi hatırlıyor. Çünkü bu derste öğrenciler kral ve kraliçenin duruşmasını canlandırmışlar. Öğrenciler projenin, rutin ev ödevlerine bile hayat verdiğini söylüyorlar.”

“Ben kraliçeydim. Ve tabii ki sürekli ödevimi yapmak istiyordum. Böylece gerçekten nelerin olduğunu ve nelerin olmadığını çok iyi bilecektim. Ödevime çok iyi çalıştığım için biri bana ‘Sen şunu yaptın, bunu yaptın’ dediğinde ‘Hayır, yapmadım!’ diye cevap verebilecektim” diyor Christina.

Kraliçe olmak çok zevkli olduğu için Christina sürekli bu karakteri canlandırmak istiyordu. Kraliçe de bilgiyi çok iyi anlamak için konuya çok iyi çalışmalıydı. Aslında Christina’nın kullandığı ödev yöntemi, değerlendirme için değil öğrenilen bilgiyi güçlendirmek için test etmekti.

Öğretmenlerin ödevlere daha derinden bakmaları için kendilerine sormaları gereken birkaç önemli soru var: “Bu ödev öğrencilerin henüz yeterince ya da hiç bilmedikleri bir konuda pratik yapmalarını mı istiyor? Öğrenci ödevin amacını net olarak görebiliyor mu? Öğrencilerden bir şeyleri tekrar etmeleri ve ezberlemeleri istendiğinde, aşırı odaklanmaları mı gerekiyor? Yoksa bütün dikkatlerini vermeden de bunu yapabiliyorlar mı?” Eğer ödev bu kriterlere uyuyorsa, o zaman arzu edilen bir uygulamaya dönüşebiliyor.

Eski ortaokul öğretmeni ve şimdi Brown Üniversitesi Fen Bilimleri Eğitimi Direktörü Dan Bisaccio, öğrencilere uzun yıllar boyunca ödev verme deneyiminden sonra geleceğin öğretmenlerinden oluşan öğrencilerine şunu öğütlüyor: “Ödev, sınıfta olan şeylerin uygulaması ve uzantısı olmalıdır. Yeni bir şey öğrenme olmamalıdır. Bu, öğrencilerin yeni konuları ya da becerileri kendi kendilerine öğrenmek zorunda kalması demektir ki bu olmaması gereken bir şeydir.”

Bisacco da Cushman ile aynı fikirde: “Ödevin anahtarı motivasyondur. Bu yüzden öğrencilerin ilgisini çeken ödevler tasarlanmalı. “Öğretmenler, öğrencilerini nelerin motive ettiğinin izini sürmeliler. Onlara gerçekten yapmak isteyecekleri ve çok iyi yapacakları ödevler vermeliler.”

Bisaccio’nun kullandığı ödevlerden birinin adı: “Deneyim Haritası”. Bisacco, bir saha çalışmasının ya da başka bir önemli projenin ardından öğrencilerinden kendi deneyimlerinden oluşan bir harita yaratmalarını istiyor. Bu ödevde iki farklı ödev yöntemi kullanılıyor: Değerlendirme için değil öğrenilen bilgiyi güçlendirmek için test etme ve öğrenilenlerin akılda kalmasını sağlamak için “ilgi çekici” zorlukları kullanma. Tek bir ödevde farklı problem türleri sunuluyor ve böylece öğrenciler çözümler ve cevaplar üretmek için daha fazla düşünmek zorunda kalıyorlar.

“Her gün zihinsel ve fiziksel olarak bir ‘harita’ yaratırız aslında. Bu, güneşin doğuşundan güneşin batışına kadar süren çılgın günlük deneyimlerimizde kendi yolumuzu kaybetmemizi sağlar” diye başlıyor ödev. Ardından bir saha deneyim haritasının nasıl yapılacağı anlatılıyor: Öğrencilerin gittiği yer, neler yaptıkları, yaşadıkları yeni şeyler ve yeni zorluklar, neler öğrendikleri, görüşleri… Çizim için yapılan özel önerilerin içinde ise “tehlikeli bir yer, en sevilen yer, güçlü bir yer, sırrı olan bir yer” gibi ilginç bölümler yer alıyor. Öğrencilerden ayrıca en iyi nerede öğrendiklerini, en çok nerede zorlandıklarını ve en komik deneyimi nerede yaşadıklarını anlatmaları da isteniyor.


     Copyright © 2007 www.fhalezer.com    iletişim: ferhat@halezeroglu.com.tr



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam9
Toplam Ziyaret69943
1.KİTABIMIZ
2.KİTABIMIZ
3.KİTABIMIZ

İlklerin kısa özeti

MEB-EBA

Online test çözme

İnteraktif site

KURSİYERNet-MEB